Zihin Okulu
Zihin Okulu

Parapsikoloji - Telekinezi - Astral Seyahat - Telepati - Meditasyon...
 
AnasayfaAnasayfa  AramaArama  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 Kabala / kabbalah

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
JiTeM
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 122
Kayıt tarihi : 04/04/11
Yaş : 23
Nerden : İstanbul

MesajKonu: Kabala / kabbalah   Çarş. Nis. 06, 2011 8:31 pm




Zohar’da şöyle geçer: “Kanunun (Torah) sadece basit deyişler ve masallar içerdiğini söyleyen insana yazıklar olsun. Eğer bu doğru olsaydı, zamanımızda bile daha saygın bir doktrin kitabı derlerdik. Oysa olay farklı, her kelimenin ilahi bir manası vardır ve semavi bir sırdır. Kanun insanların kabul etmeleri için bir beden olarak kelimelerden oluşmuş bir kılıf giymiştir, ancak bilgeli olanlar kılıfın, kıyafetin içine bakarlar.”

Kabala, kökeni kadim olan ezoterik bir akımdır, menşei meçhuldür. Kimi onu Hz. Âdem, İbrahim veya Musa’ya indirilen ve emanet edilen bir öğreti olarak görür. Kimi de menşeini Mısır veya Keldani gizemlerinde arar. Kabala Mısır Hertmetizmi gibi evrensel öğeler taşımaktadır. Her zaman temelde sözlü bir gelenek olan Kabala, İbranicede sözcük anlamı olarak da “gelenek”, “alınan sözlü gelenek” veya “kabul edilmiş” karşılığını taşımaktadır. Kabala öğretisine ve uygulamalarına inisiyasyon mutlaka bir yol göstericinin gözetim ve denetiminde gerçekleştirilmelidir. Gizemci bir öğreti olan Kabala’nın, özünde Tanrı’nın Musa’ya aktardığı “ilâhî vahiy” olan Torah’ın (Tevrat) yazılı olmayan gizli bilgilerini içerdiği ileri sürülmüştür. Kabala’nın insana doğrudan Tanrı’ya ulaşma yollarını sağladığı varsayılmıştır. Kabalistik fikirlerin İskenderiye felsefesi ve Gnostik inançlara ve Pitagorcu, Plâtoncu, Hint Brahmancı ve Budist fikirlerine benzerlik arz ettikleri kaydedilmiştir.

Kabala bir kitap veya kitaplar toplamı değil “Evren’in görünür kargaşasını açıklamayı ve zıtlıklarını kolay anlaşılabilir bir kalıp haline getirmeyi amaçlayan bir doktrin”dir. Kabala’nın genel doktrinini, Evrenin bir bütün olduğu, belli bir düzene göre hareket ettiği, evrende görülen her şeyin Tanrı’nın bir parçası ve yeryüzündeki yansıması olduğu, insanın da evrenin ve dolayısıyla Tanrı’nın bir parçası olma sebebiyle adeta küçük evren sayılması gerektiği şeklinde özetlemek mümkündür. Bir din, bir inanış bir felsefe değildir, bir öğretidir. Öğrendiklerini yaşantıya uygulama pratiğidir, tepkisel olmaktan çıkıp, proaktif olabilmeyi amaçlar.

Kabala, Rönesans döneminden başlayarak Hıristiyan toplumunda da bazı düşünce akımlarının doğmasına yol açmıştır. Kabalanın menşei kadim çağların sislerinde kaybolmuştur. Kökenlerinin M.Ö. 515, İkinci Mabet döneminde bulunan İbrani hahamlara dek indiği konusunda epey kanıt bulunmaktadır. Öğreti erken dönemlerinde tamamen sözlü aktarılmaktaydı, bundan dolayı Kabala veya İbranice imla olarak QBLH kelimesi “QBL” kabul etmek, almak anlamına geliyor.

İsaac Myer şöyle der: “Tanrı dört açıdan görülebilir: Ebedi olan veya Ain Soph; Ben Benim (AHIH), Aheie; önceden, şimdiden ve sonra ezeli var olan IHVH, (Jehovah), (Yahweh) ve Adonai veya Efendi, Doğadaki Tanrı ALHIM, Elohim olarak.”

Kabala’ya göre insan bütün eylemlerinde özgürdür ama kendisi açıklanamaz bir sırdır. Birliğin sırrı ise aşktır. Ayn Sof (Sonsuz varlık) gerçek birliktir, tüm hareketleri kapsar ve evreni aşar. Kabaladaki Ein Soph yani Saf bilgi (Sophia) da olabilir. Kabala öğretisinde Tanrı’nın 72 isminin meditatif bir şekilde okunmasının veya zikredilmesinin de özel açılımlar sağladığı, beyindeki bazı merkezleri etkilediği öne sürülmektedir.

Kabala mistisizmi monoteistiktir. Evrenin ve insanın, tek bir Yüce Tanrı’nın tedrici zuhurat ve yansımalarından oluşmuş olduğu görüşüne dayanır. Kabbala mistisizminde, evrenden insana kadar her türlü yaradılış ve düzen, Kozmik Ağaç ve Sefirot modeli ile açıklanarak yorumlanmaya çalışılır.

Kabala geleneğinde önem taşıyan bir kitap III. ve VI. yüz yıllar arasında ortaya çıkmış olan “Sefer Yetzira” (Yaratılış Kitabı) adlı kitaptır. Sefer Yetzira, evrenbilim (kozmoloji) konusunda bilinen en eski İbranice eser olup evrenin, İbrani alfabesinin 22 harfi ile “Sefirot” adı verilen 10 ilâhî rakamdan yaratıldığını anlatmaktadır. Harfler ve rakamlar birlikte Tanrı’nın evreni yaratırken kullandığı “gizli bilgeliğin 32 yolu”nu oluştururlar. Kabalanın başlıca ilkelerinden biri de, ruhsal bilgeliğin On Sayı ve Yirmi İki Harften oluşan Otuz İki Yoldan elde edildiğidir. Fransız yazar Court de Gebelin tarot’taki arkana majör kartlarını Kadim Mısırdan kaynaklanan mistik semboller olarak kabul etmiştir.

Hz. İsa’nın öğretisinin temeli de, Kabala öğretisinin temeli olan insandır. İnsan ve onun yolunun ifadesidir. Protagoras şöyle diyor: “İnsan her şeyin ölçüsüdür.” Kabala gibi Hermetik öğretinin simgesel yöntemi dil ile bütünleştirilmiştir. Yirmi iki harften oluşan Mısır alfabesinin her harfi, bir sırrın simgesi olarak kodlanmıştır. Ayrıca bu öğretide de her harf bir sayıya karşılık gelir. Bu yöntem daha sonra Kabala ve Zohar’da ve İslam tasavvufunda Ebced ve Hurufilik’te kullanılmıştır.

Çoğul olan Sefirot sözcüğü İbranicede “sayılar” anlamına gelmektedir. Sözcüğün tekil biçimi “Sefira”dır. Yetzira’ya göre Sefirot, yaratıcı Tanrı’nın kendini gösterdiği on ayrı oluşum ya da güç olarak yorumlanabilir. “En Sof” adı verilen “Bilinemeyen Sonsuz Tanrı”dan yansıyan on ayrı aşama bulunduğu ileri sürülmektedir. Böylece her sefira, Tanrı’nın ayrı bir yaratıcı niteliğini ifade etmektedir. Kabala’ya göre her sefiranın bir başka sefira ile olan bağlantısı yaratılışın ritmini oluşturmaktadır.

Kabalacılara göre bir Sefira sadece bir planda anlaşılmaz, dört katlı bir doğaya sahiptir; bunu dört alem olarak ifade ederler. Atzilut (İlahi), Briyah(Yaratım), Yetzirah(Oluşumlar) ve Asiyah(Madde) alemleri. Kabalacı için dört tezahür planı, üç tezahür etmeyen veya negatif varoluş planı vardır. Bunların ilki AYN, yani negatiflik(Hiçlik); ikincisi AYN SOF, sınırsızlık; üçüncüsü AYN SOF OR, yani sınırsız ışıktır. Keter bu üçüncüsünde yoğunlaşır.

Kabala on Sephiroth’u üç sütuna gruplaştırır: Merhamet sütunu; Sertlik sütunu ve aralarındaki Ilımlılık sütunu. Bu sütunlar ayrıca üç ana harf, A, M ve Sh ile iliştirilebilir. İki yatay çizgi ile üç grup çıkarabiliriz. Yine üç çizgi ile Sephiroth’u dört plana bölebiliriz. On Sephiroth’un yirmi iki “Yol” ile bağlandıkları düşünülür. Onlar her biri hem harf, hem de sayı olan İbrani alfabenin harfleri ile numaralandırılmaktadır. Tarot destesinin 22 “Arcana Majör” kartları ayrıca bu yollarla ilgilidir. 22 Yola 10 Sephiroth ilave edilerek bilgeliğin insana kademe kademe indiği ve insanın 32 yoldan bilgeliğin kaynağına adım adım geçerek tırmanabileceği belirtilir.

“Sepher Yetzirah” veya “Oluşum Kitabı” Kabala ile ilgili en eski yazılı eserdir. Bu eser Yaratılış konusunda çok ilginç bir felsefi açıklamalar yapmıştır. Dünya, güneş, gezegenler, elementler, insanın kökeni ve İbrani alfabenin yirmi iki harfi arasında bir paralellikten söz etmektedir. Harfleri bir triad/üçlü, Heptad/yedili ve bir Dodecad/on ikiliye bölmektedir. Üç ana harf A, M ve Sh (Ş) ilksel Hava, Su ve Ateş olarak tanımlamakta; yedi çift harf gezegenlere ve zamanın yedi bölmelere vs; on iki tek harf ise aylara, Zodyak burçları ve beden organlarına eşleştirilmektedir.

Sefiralar sırasıyla; “kether” (taç), “hoklhmah” (bilgelik), “binah” (zekâ), “hesed” (sevgi), “gevurah” (kudret), “tifereth” (güzellik), “netsah” (sonsuzluk), “hod” (görkem), “yesod” (temel) ve “malkuth” (krallık) olarak sıralanırlar. On adet sefiranın içindeki ilk dörtlü grup evrensel elementleri (Tanrısal Ruh, Hava, Su ve Ateş), kalan altılı grup ise yönleri (Sağ, Sol, Ön, Arka, Yukarı, Aşağı) simgelemektedir. Sefirot ile birlikte alfabenin harfleri, insan bedeninin çeşitli kısımlarına denk gelmekte ve böylece insanı yaratılışın mikro kozmosu biçimine dönüştürmektedir.

Kabala’nın bir diğer önemli metni, XII. yüz yılda ortaya çıkan “Sefer ha-Bahir” (Parlaklık Kitabı) adlı eserdir. Bahir, yalnızca Sefiraları yaratılışın ve evrenin sürekliliğinin araçları olarak yorumlamakla kalmamış, aynı zamanda “Gilgul” (ruh göçü) gibi kavramları da ortaya atarak yoğun bir gizemci simgecilik katkısıyla Kabalanın temellerini güçlendirmiştir. Bahir, aslında Eski Ahit’in geniş kapsamlı bir simgesel yorumudur ve dayandığı temel motif, İbrani alfabesindeki harflerin ses ve biçimlerinin gizemli anlamlarıdır. Bahir, aynı zamanda, Kabalacı kuramlar arasına “Ruh Göçü” kavramı ile Tanrısal yaratma gücünü simgeleyen “Kozmik Ağaç” düşüncesini de eklemiştir.

Ünlü “Sefer ha-Zohar” (Görkemin Kitabı) ilk olarak İspanya’da ortaya çıkmıştır. Genel olarak, yaratılışın gizemini ve Sefiraların işlevlerini anlatan Zohar ruh, kötülük ve yaratılış gibi konularda gizemci kavramlar geliştirmektedir. Çoğunluğu Aramice olan ve XIII. yüz yılda yazılmış olan bu kitap, ezoterik Kabala’nın klâsik metni olarak değerlendirilmektedir. Zohar, yedi ayrı bölümden oluşmaktadır.

İbranicede ZHR veya ZUHR olarak yazılan “Zohar” veya” Sohar” olarak bilenen “İhtişam Kitabı” veya “Işık Kitabı”, Tanrı, Melekler, Ruhlar ve Kozmoloji konularını içeren birçok farklı metinin derlenmesinden meydana gelmiştir.

Ginsburg şöyle der: “Teorik Kabalanın büyük doktrinleri esas olarak şu sorunları çözmeye tasarlanmıştır: İlahi Varlığın özelliği; evren ve dünyamızın yaratılışı; melek ve insanların yaratılışı; dünyanın ve insanın mukadderatı ve İfşa edilen Kanunun içeriği.”

Kabala’da Tanrının birliği, mükemmellik ve iyilik, Tanrının iradesiyle dünyanın yaratılışı, evrenin hükümranlığı ve insanın Tanrının suretinde yaratılış, birlikten doğan çokluğu, maddenin ruhsal zihinden zuhuru ve yaratıcı ve yaratılan arasındaki ilişki konuları irdelenir. Bu öğretide, ruh ve madde tek bir varlığın zıt kutuplarıdır ve hiçlikten hiç bir şey gelmediğine göre, hiç bir şey yok olmaz, her şey yaşar görüşü hâkimdir.

“Ex nihilo nihil fit.” “Var olan her şey sadece ruhtan, ilahi özden gelebilir.”; “Hiçbir şey yokken var olamaz, varken de yok olamaz.” Kabala’ya göre varlığın var olmayandan türemesi ve maddenin kendisini yaratması mümkün değildir.

Kabalada bir zamanlarda kaos devresinin var olduğu düşünülmüştür. Kabala’ya göre: “Bu bir dinlenme dönemiydi ve burada negatif hükmetmekteydi. Hindular buna Pralaya derler. Negatif dinlenme Ain’den Ain Soph, “Sınırsız Işık”, Ain Soph Aur ortaya çıktı ve bir noktaya yoğunlaşarak Kether, Tezahürün Tacı ortaya çıktı.” (“Işık Olsun” denildi ve “Işık Oldu”) Kademe kademe gelişmeyle her biri asli kaynaktan daha uzak güçler ortaya çıkar, bunlar İlahi Işıktan fışkıran kıvılcımlardır.

Kabala öğretir ki, maddeyi ruhtan ayrı bir nesne olarak kabul etme düşüncemizi tamamen yok etmemiz gerekir. Kabalaya göre; her şey ruhtur ve bu ruh gerçek Tanrısallıktır veya Sonsuz Varlık, “Ain Soph”, bütün nedenlerin nedeni ve bütün etkilerin nedenidir. Her şey “O”ndan Tecelli eder, “O”nun içindedir. Evren milyonlarca değişik biçimlerde tezahür eden İlahinin ezeli zuhurudur. O insan içinde tezahür eden tanrıdır. Madde sadece bizim kavramımızdır, o Ruhun en düşük tezahüratını temsil eder veya Ruh maddenin en yüksek tezahüratıdır. Ruhu yegâne cevherdir.

Kabalist der ki: “Madde sadece tecellinin tortusudur, ancak varlığı yokluktan sadece biraz daha yüksektir.” Kabala’da Evrene “Tanrının Giysisi” denilir. Bu alt dünya İlahi Dünyanın suretidir, her şeyin yukarıda aslı vardır. Yani Kabala’ya göre de “Yukarısı aşağısı gibidir.”

Zohar’da şöyle geçer: “İnsan Yaratılışın son Kelimesiydi, bütün biçimlerin tekrarıydı, dolayısıyla vasıflarından dolayı melekleri aşıyordu. İlk insanın eti, fiziksel kılıfı, bedeni yoktu. Adam ve Havva sadece seyyal bir kılıfla giyinmişlerdi ve iştah veya ihtiraslara tabi değillerdi. Dünyaya inişlerinden önce, erkek ve kadın androjen, tek bir vücuttaydılar, enkarne olduklarında cinsiyetlere ayrıldılar. İlk insan çifti ilk emre karşı itaatsiz davrandı, günah işlediler sonuçta maddeye tam olarak indiler. Tanrı onlara “deriden kıyafetler” yaptı. Onlara fiziksel bedenler verdi ve bunlarla yemek ihtiyaçları ve bir dizi yeni fiziksel bedenleri üretecek ihtiraslar doğdu.” “İnsan Tanrının yeryüzünde suretidir. Şekli IHVH, Jehovah ile bağlantılıdır, Yod kafadır, heh kollardır, Vau gövdedir ve son Heh’de ise bacaklardır.”

Kabala, egoların ruh pınarından geldiklerini, deneyim ve mükemmelliğe ulaşılıncaya dek tekrar ve tekrar reenkarnasyon geçirdiklerini ve nihai olarak İlahi Kaynağa geri döndüklerini öğretir. Kabalistler insanın iki yoldaşı veya rehberi olduğunu aktarır. Biri sağında yer alır ve iyi işleri teşvik eden etzer ha Tob’dur, o daha yüksek Sephiroth’tandır. Diğeri ise solunda yer alıp Samael ve Canavarın ajanı olarak şer cazibeleri, zevk, arzu ve ihtirasları teşvik eden Yetzer ha Ra’dır. Kabalaya göre; biz halen her şeyi ancak koyu bir filtreden görebiliyoruz ve Tanrı ile yüz yüze gelmeyi ve hakikati olduğu gibi tanımayı ummadan daha çok ilerlememiz gereklidir. Kademe kademe ilerlemek gerekir. Yüksek ergiye her hangi bir kolay veya kestirme yol yoktur. Kabala’da yorulmadan, yılmadan çaba göstermek ve temiz bir yaşam hayati değer taşır.

H.P. Blavatsky, kadim dinlerdeki gerçek kadim kutsal metinlerinin yedi düşünce düzeyinde açıklamaya tabi olduklarını söyler. Kişinin bilinç ve bilgi düzeyi, bulunduğu gelişim basamağı; okuduğundan çıkaracağı sonucu belirler.

Kabala’ya göre; bütün ruhlar, cisimler Tanrının tek olan varlığından doğmuştur. Eşyada çokluk olmasına rağmen değişmeyen bir tek varlık vardır ki ona da Sefirot adı verilmektedir. Tanrı birdir. Bütün varlıklar ondan doğmuştur. Onun varlığında anlayış, hikmet meydana gelmiştir. Hikmet baba, anlayış ise anadır. Bunlardan oğul olarak ilim doğmuştur. Akıldan Azamet ile Kudret meydana gelmiştir. Tanrı bunların birincisiyle hayatı doğurur: İkincisiyle onu yok eder.

“Kadim Mısır’da şuurun bedenden ayrıldığı anda bir kafa karışıklığı yaşandığına inanırlardı. Mısırlılara göre; şuur iki farklı hal veya varlığa ayrılmıştı. Şuur ayrışımın ilk bölmesine “BA” adı verdiler. Bu ölümsüz var olma halidir. Bu şuurun yeniden doğan tarafıdır. “Ruh” kelimesi BA’ya tekabül eder, ruh ölümsüzdür, tekrar doğar ve tam aydınlanmaya doğru kutsal yolculuğuna devam eder. Kadim Mısır’ın hiyeroglifleri veya sembolik dilinde, BA bazen kanatlı bir insan başı ve bazen insan başlı bir kuş olarak gösterilir. Ölüm anındaki büyük ayrışımın ikinci unsuruna “KA” denilirdi. KA, insan şuurunun dünyada kalan tarafıdır ve hiyerogliflerde bir ufuk önünde iki uzanmış kol olarak temsil edilmektedir. O, Mısır sistemine göre fiziksel bedenimizin işgal ettiği yerle, sahip olduğu eşyalarla ve tanıdığı insanlarla bağlantısı olan tarafımızdır. O halde, canlandırıcı güç olarak BA’nın bedeni terk ettiğinde KA, şuurun arda kalan unsurudur. O, gölge veya ruhsal şuurun izidir. Kadim Mısır iki şey üzerinde odaklanmıştı. Biri BA’nın reenkarnasyon sürecine son vermektir. Diğeri de KA’nın rüyamsı halini kaldırmaktır. Mısırlılar, var oluşun sonsuz olduğuna ve gelişmenin bedenin ölümden sonra devam ettiğine inandıkları için bu dünyada olacak şeylerin ölüm ötesine yansıyacağına inanırlardı. Ayrıca Mısırlılar insanoğlunun yıldızların “tohumları” olduğuna ve insanların yürüyen, konuşan, düşünen ve şuurlu “yıldız nesnesi” olduklarına inanırlardı. Onlara göre; bedenlerimiz kadim sönmüş yıldızlardan, kozmik artıklardan ve partiküllerden gelen uzay tozlarından oluşmuştur.”

Kabala için; ‘Doğada her şey değişim ve uyuma tabiidir, Kabala da bu değişen ve gelişen şeylerden biridir.’ denir.

Kabala çok eski bir bilginin Yahudiler tarafından yorumlanmış biçimidir. Kabala, teokratik ve pratik felsefedir ve çok derin bir sembolizma içeren karmaşık bir sistemdir. Kabala antik bir mistik öğreti olmasına rağmen modern dünyaya da uygundur, bireysel kişiliğin büyüyüp, gelişerek grupsal ve gezegensel bilinç düzeyine ulaşması tekniklerini ifade eder.

Her kapalı şey gibi, Kabala da hem merak vesilesi olmuş; hem de, her inançta olduğu gibi, kitle tarafından tepki görmüştür. Böylece Kabala, az sayıda seçkin insanın benimsemiş olduğu, insanın ve evrenin; mikro ve makro kozmosun sırlarını keşfetmeye ve böylece kâmil insanı yaratmaya yönelik teorik ve pratik yöntemler dizisi olarak bir öğreti ekolü şeklinde yaşamaya devam etmiştir.

Tanrı kendi derinliklerinde bize gizlidir ancak Tanrı yaratılış ve onun devamlılığı sayesinde bize ifşa olur. Tanrı’nın bu iki yönü kabalacılar için birbirine zıt değil aslında tamamlayıcıdır. Tanrı’nın adını anmayı yasaklamış olmanın nedeni, Tanrı’ya duyulan hayranlık ve saygıdır. Kabalacı mistiklere göre Tanrı için söylenebilecek tek şey Tanrı’nın var olduğudur.

Kabala ezoterik kökenden geldiği için “bildirmeyi değil, buldurmayı” hedefleyen düşünce yapısına sahiptir. Öğretide semboller birer düşünce tohumları olarak kullanılmıştır. Hikmet, idrak, bilgi ile bilinçlilik ve farkındalık hedeflenir. Bu bir ruhsal dönüşümdür ve dönüşüm gelişim daha basitten daha karmaşığa yolculuk hayatın amacıdır. Bütün kadim sistemlerde ortak payda bireyin tanrısal olanla buluşmasıdır. Her inanç sisteminin iki yüzü vardır, dış yüzü sözcükler ve ritüelleri kapsar, iç yüzü ise ezoteriktir. Dinlerin zahirî yaklaşımına karşılık, ezoteristler cevizin kabuğunun ardındakini aklın, bilimin ve sezginin aracılığı ile çözmeye çalışırlar. Kabala öğretisinde “aydınlanmış insan” kavramı hedeftir, aydınlanan birey, insanlığı da aydınlatacaktır…

Kabala şöyle diyor: “Asla ve bu asla demektir, suçu ve sorumluluğu diğer insanlara ve harici olaylara atma!”

“Tanrı kıyafet değiştirerek dolaşır…” Antik bir İbrani atasözü
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://zihinokulu.yetkinforum.net
 
Kabala / kabbalah
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Zihin Okulu :: Büyü , Tılsım , Vefk ve Dualar :: Kabala-
Buraya geçin: