Zihin Okulu
Zihin Okulu

Parapsikoloji - Telekinezi - Astral Seyahat - Telepati - Meditasyon...
 
AnasayfaAnasayfa  AramaArama  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 Yaratıcı İmgeleme

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
TheBreatH

avatar

Mesaj Sayısı : 71
Kayıt tarihi : 05/04/11

MesajKonu: Yaratıcı İmgeleme   Salı Nis. 05, 2011 3:37 pm

YARATICI iMGELEME NEDiR

Yaratıcı imgeleme, yaşamınızda olmasını istediğiniz şeyleri yaratabilmek için hayal gücünü, düş gücünü kullanma tekniğidir. Yaratıcı imgeleme yeni, yabancı, olağandışı bir şey de değildir. Çünkü onu her gün, daha doğrusu her dakika kullanıyorsunuz zaten. Bu sizin doğal düş gücün özüdür, ki o, evrenin, farkında olarak ya da olmayarak daima kullandığınız temel yaratıcı enerjisidir.


Geçmişte çoğumuz, yaratıcı imgeleme gücümüzü nispeten bilinçsiz bir biçimde kullandık. Çünkü, yaşamla ilgili içimizde derin bir biçimde yer etmiş olumsuz kavramlar yüzünden otomatik ve bilinçsiz bir şekilde yaşamdan hep yoksunluklar, engeller, sorunlar ve zorluklar bekledik; bunların kaderimiz ve kısmetimiz olduğuna inandık ve hayalimizde hep bu tip sahneleri canlandırdık. Böylece de, yaşamımızda şu ya da bu ölçüde onları yarattık.

Yaratıcı imgelemenin kullanımı bize yaşamın doğal iyiliğine ve cömertliğine ulaşmanın anahtarını sunar.

İmgeleme, zihinde bir fikir ya ra resim yaratına yeteneğidir. Yaratıcı imgelemede, gerçekleşmesini istediğiniz bir şeyin açık ve net görüntüsünü yaratmak için düş gücünüzü kullanırsınız. Sonra, nesnel bir gerçek olana dek, bir başka deyişle, düşlediğiniz şeyi elde edene dek bu fikir ya da resime düzenli bir biçimde odaklanmayı ve pozitif enerji vermeyi sürdürürsünüz.

Fiziksel, duygusal, zihinsel ya da ruhsal düzeyde herhangi bir şeyi gerçekleştirmeyi amaçlayabilirsiniz. Kendinizi yeni bir evde, yeni bir işte ya da güzel bir ilişkiyi sürdürürken veya sakin ve huzur içinde hissederken ya da gelişmiş bir bellek ve öğrenme yeteneğiyle hayal edebilirsiniz. Ya da kendinizi, zor bir durumun üstesinden fazla zorlanmadan gelirken resmedebilirsiniz. Veya kendinizi, sevgi dolu, neşe saçan bir varlık olarak görebilirsiniz. Her düzeyde çalışabilirsiniz ve hepsi de sonuç verir. Ancak, sizin için en işe yarayan imge ve teknikleri deneyim yoluyla, giderek bulabilirsiniz.

Örneğin, diyelim ki, bir türlü geçinemediğiniz bir kişiyle aranızda daha uyumlu bir ilişki yaratmak istiyorsunuz.

Derin bir biçimde gevşeyip, sakin, huzurlu, meditatif bir ruh haline eriştikten sonra, hayalinizde ikinizi açık, dürüst ve uyumlu bir ilişki ve iletişim içinde canlandırın. Ve bu zihinsel görüntünün mümkün olabileceğini hissetmeye çalı¬şın; daha doğrusu, dileğiniz çoktan gerçekleşmiş gibi hissetmeye çalışın.

Bu kısa ve basit alıştırmayı sık sık yineleyin; günde iki-üç kez ya da her aklınıza geldiğinde olabilir. Eğer arzu ve amacınızda samimiyseniz ve değişime gerçekten açıksanız, ilişkinizin giderek kolaylaştığını, daha akıcı olduğunu ve söz konusu kişinin de daha hoş ve kolay iletişim kurulabilecek hale geldiğini görürsünüz. Sonunda sorunun kendi kendini şu ya da bu biçimde, her iki tarafın da yararına olacak şekilde tümüyle çözümlediğine tanık olursunuz.

Ancak burada hemen belirtmeliyim ki, bu teknik başkalarının davranışlarını "yönetmek" ya da kendi iradelerine aykırı bir biçimde davranmalarını sağlamak amacıyla kullanılamaz. O, herkesin en olumlu yanlarıyla isteklerini gerçekleştirmesine izin veren öz benliğimizi idrak etmemizde ve doğal ahengi engelleyen içsel sınırlarımızı yok etmekte etkili olur.


Yaratıcı İmgelemenin 'Temel Unsurları


Yaratıcı imgelemeyi kullanmak için metafiziksel ya da spiritüel düşüncelere inanıyor olmanız gerekmez; ancak bu tür kavramların mümkün olabileceğini kabullenmeye de açık olmalısınız. Yine de kendi dışınızda herhangi bir güce "iman etmeniz" gerekli değildir.

Gerekli olan tek şey, bilgi ve deneyiminizi zenginleştirme arzusuna ve olumlu bir ruh haliyle yeni bir şeyi denemek için de yeterince açık fikirliliğe sahip olmanızdır.

Açık bir zihin ve yürekle ilkeler üzerinde çalışın, teknikleri deneyin, ondan sonra size yararlı olup olmadıklarına kendiniz karar verin.

Eğer yararlı bulursanız, onları kullanmaya ve geliştirmeye devam edin; çok geçmeden, kendinizde ve yaşamınızdaki değişiklikler başlangıçtaki düşlerinizi de aşacaktır.

Yaratıcı imgeleme, sözcüğün en yüksek ve gerçek anlamıyla sihirdir. O evrenimizin işleyişini yöneten doğal prensipleri anlamayı, onlarla uyum içinde olmayı ve bu prensipleri en bilinçli ve yaratıcı şekilde kullanmayı içerir. Eğer daha önce hiç göz kamaştırıcı bir çiçek ya da harikulade bir güneş batışı görmediyseniz ve biri size bunları betimlese, duyduklarınızı mucizevi şeyler (ki aslında öyledirler!) olarak değerlendirebilirdiniz. Ama bunları kendiniz de gözlerinizle görüp, ilgili doğal yasalar hakkında bir şeyler öğrenince, nasıl oluştuklarını anlamaya başlarsınız ve artık bunlar si¬zin için gizemli olmaktan çıkar doğal görünmeye başlarlar.

Aynı şey yaratıcı imgeleme süreci için de geçerlidir. Rasyonel düşüncemizin aldığı çok sınırlı eğitim tipine ilk bakışta şaşırtıcı ya da olanaksız görünen bu süreç, onun temelini oluşturan kavranılan öğrenip uyguladıkça son derece anlaşılır gelmeye başlar.

Bir kez bunu başarınca, artık yaşamınızı mucizelerin yönettiğini düşünebilirsiniz... ve gerçekten öyle olacaktır.



Yaratıcı imgelemenin İşleyiş bicimi


Yaratıcı imgelemenin işleyiş biçimini anlamak için, birbiriyle ilişkili birkaç prensibi bilmek gerekir:

Fiziksel evren enerjidir:

Bilim dünyası metafizik ve ruhçuluk hocalarının yüzyıllardır bildikleri şeyi henüz keşfetmeye başlıyor. Fiziksel evrenimiz gerçekte herhangi bir "madde"den oluşmuyor; onun temel yapıtaşı enerji diye adlandırabileceğimiz bir çeşit güç ya da öz'dür.

Nesneler, fiziksel duyularımızın genel olarak onları al¬gıladıkları düzeyde katı ve birbirinden ayrı görünürler. Ancak daha ince ve hassas düzeylerde, atomik ve atom-altı düzeylerde görünüşteki katı madde, partiküller içindeki daha küçük partiküller olarak görünür; ve giderek küçülen bu zerrecikler sonunda saf enerjiye dönüşürler.

Fiziksel olarak, hepimiz enerjiyiz; içimizdeki ve dışımızdaki her şey de enerjiden oluşmaktadır. Hepimiz tek ve büyük bir enerji alanının parçasıyız. Katı ve bizden ayrı olarak algıladığınız şeyler gerçekte, hepimizi kapsayan aslî enerjimizin değişik biçimleridir. Fiziksel anlamda da bizler gerçekten "bir"iz.

Enerji farklı hızlarda titreşir; bu yüzden de inceden yoğuna farklı niteliklere, çeşitlere sahiptir. Düşünce nispeten ince, hafif ve bundan dolayı da çok hızlı ve kolayca değişebilen bir enerji şeklidir. Madde ise nispeten yoğun ve bu yüzden de ağır hareket eden ve ağır değişim gösteren bir enerjidir.


Bedenlerimizi oluşturan madde nispeten incedir, çabuk değişir ve birçok şey tarafından kolayca etkilenir. Bir kaya ise çok daha fazla yoğunluğa sahip bir şekildir, yavaş değişir ve zor etkilenir. Bununla birlikte kaya bile en sonun¬da değişir; örneğin daha ince ve hafif olan suyun enerjisi tarafından etkilenir. Tüm enerji şekilleri birbiriyle karşılıklı ilişkidedir ve birbirlerini etkileyebilirler.

Enerji manyetiktir (mıknatıs özelliğine sahiptir);


Enerjinin yasalarından biri de şudur: Belirli bir niteliğe ya da titreşime sahip enerji, kendisine benzer bir nitelik ve titreşime sahip enerjiyi çekme eğilimindedir.

Düşünce ve duygular da manyetik enerjiye sahiptirler; bunun sonucu olarak da benzer yapıdaki enerjiyi kendilerine çekerler. Bu prensibi uygulamada da görebiliriz; örneğin, bazen az önce düşünmekte olduğumuz kişiyle "tesadüfen" burun buruna geliriz ya da "işimiz rast gider" ve o anda gereksindiğimiz bilgiyi içeren bir kitabı elimize alırız.

Şekil fikri takip eder:

Düşünce hızlı, hafif, devingen, değişken ve akışkan bir enerji şeklidir. Madde gibi daha yoğun şekillerden farklı olarak hemen, bir anda belirir.

Bir şeyi yaratırken, onu önce bir düşünce şeklinde yaratırız. Bir düşünce ya da fikir daima o olayın gerçekleşmesinden önce gelir, önce oluşur. "Akşam yemeğini hazırlamam gerek" fikri yemeğin hazırlanmasından önce oluşmuştur. "Yeni bir giysi istiyorum" fikri de gidip bir giysi satın almadan önce gelir; "Bir iş bulmalıyım" fikri de iş arayıp bulma eyleminden önce oluşur ve bu örnekler sonsuza dek çoğaltılabilir.

Bir ressama önce bir fikir ya da ilham gelir, ancak ondan sonra tablosunu yapmaya başlar. Bir inşaatçı önce bir fikirden kaynaklanan bir plân çizdirir, ondan sonra binayı yapmaya girişir.
Fikir de bir plân, bir proje gibidir; o, gerçekleşecek şeklin bir görüntüsünü yaratır; bu görüntü sonra, fiziksel enerjiyi manyetize ederek ve yönlendirerek bu şekle akmasını sağlar ve en sonunda da fiziksel dünyada onu tezahür ettirir.

Fikirlerimizi gerçekleştirmek için doğrudan fiziksel eylemde bulunmadığımız zaman da aynı prensip geçerlidir. Sadece bir fikri ya da düşünceyi alıp onu zihninizde tutmak bile bir enerjidir ve bu enerji bu şekli kendine çekip onu maddi düzlemde yaratmaya girişecektir. Eğer sürekli hastalık konusunda düşünürseniz, eninde sonunda hastalanırsınız; eğer güzel bir insan olduğunuza inanıyorsanız, gerçekten güzelleşirsiniz.

Radyasyon (bir merkezden yayılarak dağılma) ve çekim yasası:

Bu, evrene ne gönderirseniz onun size geri yansıyacağı prensibidir. "Ne ekerseniz, onu biçersiniz" özdeyişi bu prensibi içerir.

Bu prensibe göre, hayatta en çok düşündüğümüz, en güçlü biçimde inandığımız, en derinden beklediğimiz ve/veya hayalimizde en canlı şekilde canlandırdığımız şeyleri kendimize çekeriz. Olumsuz duygular içinde, korku dolu, güvensiz ya da endişeliyken, kaçınmaya çalıştığımız aynı deneyimleri, durumları ya da kişileri kendimize çekeriz. Eğer temelde olumlu yaklaşımlara sahipsek, hayattan zevk, doyum ve mutluluk bekliyor ve bunların düşünü kuruyorsak, bu olumlu beklentilerimize uyacak kişileri, durumları ve olayları yaratır ve kendimize çekeriz. Böylece, kurduğumuz düşlere ne kadar fazla pozitif enerji yüklersek, o düş yaşamımızda o kadar çabuk ve yoğun bir biçimde gerçekleşmeye başlar.


Yaratıcı imgelemeyi, kullanmak:

Değişim süreci yüzeysel düzeylerde, sadece "olumlu düşünme" vasıtasıyla gerçekleşmez. O yaşama karşı en temel ve derin yaklaşım ve eğilimlerimizi araştırmayı, keşfetmeyi ve değiştirmeyi gerektirir. İşte bu yüzden yaratıcı imgelemeyi kullanmayı öğrenme, derin ve anlamlı bir gelişme süreci haline gelebilir. Bu süreç esnasında, sık sık kendimizi nasıl engellediğimizi, korkularımız ve olumsuz kavramlarımız yüzünden, elde edebileceğimiz doyum ve başarıyı nasıl kısıtladığımızı keşfederiz. Bir kez açıkça görüldüler mi, bu sınırlayıcı eğilim ve yaklaşımlar yaratıcı imgeleme yoluyla yok edilebilirler. İşte ancak o zaman, mutluluğu, doyumu ve sevgiyi bulup gerçekten yaşayabiliriz.

İlk başlarda, yaratıcı imgelemeyi belirli zamanlarda ve belirli hedefler için uygulayabilirsiniz. Onu uygulamayı bir alışkanlık haline getirince ve onun sağlayabileceği yararlara inandıkça, yaratıcı imgelemenin düşünme sürecinizin ayrılmaz bir parçası haline geldiğini göreceksiniz. O artık, yaşamınızı daima kendinizin yarattığını bildiğiniz bir bilinç hali, sürekli bir farkındalık olacaktır.
Yaşamımızın her anını düşleyebileceğimiz en iyi, en güzel, en doyum verici yaşamı doğal biçimde seçtiğimiz harikulade bir yaratma anına dönüştürmek işte yaratıcı imgelemenin en son ve en yüksek noktası budur...

Basit Bir Yaratıcı imgeleme Uygulaması


Önce, arzu ettiğiniz herhangi bir şeyi düşünün. Bu alıştırma için kolayca gözünüzde canlandırabileceğiniz basit bir şey seçin. Bu sahip olmak istediğiniz bir nesne, gerçek
leşmesini arzuladığınız bir olay, içinde bulunmaktan hoşlanacağınız bir durum ya da geliştirmek istediğiniz bir yaşam koşulu olabilir.

Kimse tarafından rahatsız edilmeyeceğiniz sessiz bir yerde, rahat bir biçimde oturun ya da uzanın. Tüm bedeninizi gevşetin. Ayak parmaklarınızdan başlayarak kafanıza dek her adalenizin teker teker ve sırayla gevşediğini, tüm gerginliğinizin akıp gittiğini düşünün. Yavaşça ve derin bir biçimde karnınızdan soluk alıp verin. Ağır ağır 10'dan l'e kadar sayın ve her sayışta daha derinden gevşediğinizi hissetmeye çalışın.

Kendinizi gerçekten derin bir biçimde gevşemiş hissedince, arzuladığınız şeyi, tam arzuladığınız şekliyle zihninizde canlandırmaya (imgelemeye) başlayın. Eğer bu bir obje ise, kendinizi bu objeyle birlikteyken; onu kullanırken, arkadaşlarınıza gösterirken, ona hayranlıkla bakarken, onun zevkini çıkarırken imgeleyin.

Eğer bu bir durum ya da olaysa, kendinizi bu durum ya da olayın içinde görün ve her şeyin istediğiniz gibi geliştiğini hayal edin. İnsanların neler söylediklerini ya da bu sahneyi daha canlı ve gerçek kılacak herhangi bir ayrıntıyı imgeleyebilirsiniz.


İmgeleme işini nispeten kısa ya da uzun bir zaman sürdürebilirsiniz önemli olan yaptığınız imgelemenin içinize sinmesi, doyum vermesidir. Ayrıca, her seferinde bu sürecin tadını çıkarmaya çalışın. Bu bir çocuğun doğum gününde almayı umduğu armağanı düşlemesi gibi baştan sona tam anlamıyla zevk veren bir deneyim olmalıdır.

Şimdi fikri ya da imgeyi zihninizde öylece tutarak, (sesli ya da sessiz) kendinize son derece olumlu, yapıcı bildirimlerde bulunun.

Örneğin:

"İşte ben, dağlarda harika bir hafta sonu geçiriyorum. Ne güzel bir tatil," ya da,
"Artık ............... ile mutlu bir ilişkimiz var. Birbirimizi gerçekten anlamayı öğreniyoruz."


İmgelemenizi daima aşağıdaki gibi, kendi kendinize yaptığınız şu kesin bildirimle bitirin:

"Bu ya da daha iyi bir şey. şimdi benim için ve ilgili herkesin en yüksek iyiliği adına, tümüyle doyum verici ue uyumlu yollarlagerçekleşiyor."

Bu ifade başlangıçta düşlediğiniz, olmasını istediğiniz şeyden daha farklı, hatta daha iyi bir şeyin gerçekleşmesine izin verir ve bu sürecin yalnızca herkesin ortak yararına işlediğini hep hatırlamanızı sağlar.

Eğer kuşkular ya da aykırı düşünceler ortaya çıkarsa, onlara direnmeyin ya da ortaya çıkışlarını önlemeye çalış mayın. Böyle yaparsanız onları güçlendirmiş olursunuz yalnızca. Bırakın bilincinizden akıp gitsinler, sonra olumlu bildirimlerinize ve imgelerinize geri dönersiniz.
Bu işleme, onu zevk verici ve ilginç bulduğunuz sürece devam edin. Bu beş dakika da olabilir, yarım saat de. .Ancak her gün ya da yapabildiğiniz kadar sık tekrarlamanız iyi olur.

Gördüğünüz gibi, temel işlem nispeten basittir. Bununla birlikte, onu gerçekten etkin bir biçimde kullanmak, genellikle biraz anlayış ve arınma gerektirir.


Gevşemek Önemlidir


Yaratıcı imgelemeyi kullanmayı öğrenirken derin bir biçimde gevşemeyi de öğrenmek gerekir. Bedeniniz ve zihniniz derinlemesine sakinleşip gevşediğinde, beyin dalgalarınız gerçekten değişir ve yavaşlarlar. Bu daha derin, yavaş düzey genelde, alfa düzeyi ( her zamanki uyanık, meşgul ve faal bilincinize beta düzeyi denir) olarak bilinir ve bu düzeyin etkileriyle ilgili yoğun araştırmalar halen sürdürülmektedir.

Alfa düzeyi, zihin ve beden üzerindeki gevşetici ve sakinleştirici etkisi nedeniyle, çok sağlıklı bir bilinç hali olarak değerlendirilmektedir. Ve çok ilginçtir ki alfa düzeyi, imgeleme yoluyla, sözde nesnel dünyada gerçek değişiklikler yaratma konusunda, daha aktif olan beta düzeyinden çok daha etkili bulunmuştur. Bunun ulaşmak istediğimiz hedeflerimizle ilgili anlamı şudur:

Eğer derin bir biçimde gevşeyip yaratıcı imgeleme yapmayı öğrenirseniz; düşünerek, endişelenerek, plânlar yaparak ve başka kişileri ve şeyleri yönlendirmeye çalışarak hayatta elde edebileceğiniz değişikliklerden çok daha etkilisini başarabilirsiniz.

Eğer derin bir biçimde gevşemek ya da sessiz, sakin, meditatif bir hale ulaşmak için kullandığınız ve alıştığınız belirli bir yöntem varsa rahatlıkla onu kullanabilirsiniz. Yoksa, bir önceki bölümde verdiğini yöntemi uygulayabilirsiniz yavaş ve derin soluk alıp vererek, bedeninizdeki her adaleyi sırayla teker teker gevşetmek ve bu arada ağır ağır 10dan 1'e kadar saymak. Eğer fiziksel olarak gevşemekte zorluk çekiyorsanız, bu konuda yardımcı olabilecek yoga ve meditasyon tekniklerinden yararlanabilirsiniz. Ancak, genellikle bir süre pratik yaptıktan sonra gevşeme işlemini kusursuz hale getirebilirsiniz.

Tabii tüm bunların sağladığı yararlardan biri de, derin gevşemenin zihinsel ve fiziksel sağlığınıza önemli katkılarda bulunmasıdır.

Yaratıcı imgelemeyi gecelen uyumadan önce ya da sabahleyin uyanır uyanmaz yapmak daha iyidir; çünkü bu saatlerde zihin ve beden zaten derin bir biçimde gevşemiş ve alıcı haldedir. İmgelemeyi yatarak da yapabilirsiniz, ancak uykuya dalma olasılığına karşı, yatağın kenarında ya da bir koltukta rahat bir biçimde sırtınız dik ve dengeli bir duruşla oturmanız daha iyi olur.
Omurganızın dik olması enerjinin akışına ve derin bir alfa dalga yayınına ulaşmaya yardımcı olur.

Gün ortasında yapılan kısa bir meditasyon ve yaratıcı imgeleme ise sizi rahatlatacak, canlandıracak ve gününüzün daha pürüzsüz geçmesini sağlayacaktır.


Nasil imgeleme Yapmalı?


Birçok insan "imgeleme" teriminin tam olarak ne anlama geldiğini merak eder. Bazıları ise gözlerini kapayıp imgeleme yapmaya çalışırken gerçekten zihinsel bir görüntü ya da resim "göremedikleri" için kaygılanırlar.


"İmgeleme" terimine saplanıp kalmayın sakın. Zihinsel olarak bir görüntü, bir resim görmek kesinlikle gerekli değildir. Bazıları gözlerini kapayıp bir şeyleri imgelediklerinde çok net ve keskin görüntüler gördüklerini söylerler. Diğerleri ise gerçek anlamda bir şey "görmediklerini," yalnızca arzuladıkları şey "hakkında düşündüklerini" ya da o şeye baktıklarını hayal ettiklerini veya bir hissin izlenimini aldıklarını hissederler. Bunların hepsi de kusursuzca işlev görür. Hepimiz hayal gücümüzü sürekli kullanırız; kullanmamamız mümkün değildir; bu yüzden, imgeleme yaparken kullandığınız her yöntem geçerlidir.

Eğer hâlâ imgelemenin ne anlama geldiğinden emin değilseniz aşağıdaki alıştırmaları okuyun; sonra gözlerinizi kapayıp okuduklarınızı uygulamaya çalışın:

Gözlerinizi kapayıp derinlemesine gevşeyin. Yatak ya da oturma odanız gibi çok iyi bildiğiniz bir odayı düşünün. Sonra, halının rengi, eşyaların yerleştiriliş biçimi, ne kadar aydınlık ya da karanlık olduğu gibi odanın iyi bildiğiniz ayrıntılarını hatırlamaya çalışın. Sonra bu odaya girdiğinizi, bir koltuğa oturduğunuzu ya da yatağa uzandığınızı gözünüzde canlandırın.

Diğer bir alıştırmada ise. son birkaç gün içinde geçirdiğiniz hoş ve zevkli bir deneyimi hatırlayın; bu özellikle lezzetli bir yemek yemek, masaj yaptırmak, serin bir suda yüzmek ya da sevişmek gibi güzel fiziksel, duygular içeren bir deneyim olmalıdır. Deneyimi mümkün olduğunca canlı bir biçimde hatırlamaya ve verdiği hazzı bir kez daha hissetmeye çalışın.

Şimdi de pastoral güzellikte bir kır ortamında görmeye çalışın kendinizi; sakin ve sessiz bir ırmağın kıyısında yumuşacık yeşil çimenlere uzanmışsınız ya da güzel, bol ağaçlı bir ormanda geziniyorsunuz. Bu daha önce gitmiş olduğunuz ya da gitmeyi arzulayabileceğiniz ideal bir yer olabilir. Ayrıntılar üzerinde düşünün ve sahneyi istediğiniz şekilde yaratın.

Bu sahneleri zihninizde hangi yöntemle canlandırdıysanız, işte bu sizin "imgeleme" biçiminizdir. Aslında, yaratıcı imgeleme iki farklı yöntemle gerçekleştirilir. Biri edilgen (alıcı, kabullenici) öteki ise etkin (aktif, değiştiren) yöntemdir. Edilgen yöntemde, sadece gevşer ve imgelerin ya da izlenimlerin gelmesine izin veririz. Bu durumda görüntülerin ayrıntılarını biz seçmeyiz, yalnızca geleni alırız. Etkin yöntemde ise görmek ya da imgelemek istediğimiz şeyi bilinçli olarak seçer ve yaratırız. Bu iki yöntem de yaratıcı imgelemenin önemli bir parçasıdır. Edilgen ve etkin yeteneklerinizin ikisi de uygulamayla güçlenir.


İmgelemeyle İlgili Özel Sorunlar


Bazen, imgeleme yeteneğini kendisi bilinçdışı engellemekte olan ama "yapamıyorum işte" diye yakınan kişilerle karşılaşabiliriz. Bu tip bir engelleme genellikle bir korkudan kaynaklanır ve eğer kişi istekli olursa bu korkunun üstesinden gelinebilir.

Genellikle kişi, kendi içine döndüğünde karşılaşacağı şeylerden uygunsuz bulup onaylamayacağı duygulardan korktuğu için yaratıcı imgeleme yeteneğini engeller.

Örneğin, derslerime katılan erkeklerden biri, sürekli olarak imgelemeyi başaramıyor ve meditasyonlar sırasında da uyuya kalıyordu. Sonunda, derindeki nedeni ortaya çıkarabildik:

Bu insan daha önce bir imgeleme çalışması sırasında çok derin bir duygusallık yaşamıştı ve o günden beri de başkalarının önünde aynı şekilde duygusal görünerek mahcup düşmekten korkar olmuştu.

Gerçek şu ki, içimizde bizi incitip üzecek, bize zarar verecek hiçbir şey yoktur; yalnızca kendi duygularımızı yaşamaktan, onlarla karşılaşmaktan duyduğumuz korku bizi engeller.

Eğer meditasyon sırasında olağandışı ya da beklenmedik herhangi bir şey ortaya çıkarsa, yapabileceğiniz en iyi şey ona bütünüyle bakmak, mümkün olduğunca onu hissetmeye, yaşamaya çalışmaktır. Sonunda, sizin üzerinizdeki olumsuz gücünü yitirdiğini göreceksiniz.

Korkularımız yüzyüze gelmekten kaçındığımız şeylerden kaynaklanır. Bir kez bütünüyle ve derinlemesine bu korkunun kaynağına inmeye, onunla yüzleşmeye cesaret edersek, o zaman o gücünü yitirir.

Çok şükür ki imgelemeyle ilgili bu tür sorunlara çok seyrek rastlanır. Kural olarak, yaratıcı imgeleme doğal bir biçimde gerçekleşir ve uygulama yaptıkça giderek kolaylaşır.



Etkili imgeleme Yapmak İçin Dört Temel Adım



1-Hedefinizi Belirleyin


Sahip olmak, uğrunda çaba göstermek, gerçekleştirmek ya da yaratmak istediğiniz şeye karar verin. Bu bir iş, bir ev, bir ilişki, geçirmek istediğiniz bir değişim, refaha kavuşmak, daha mutlu bir ruh hali, daha sağlıklı olmak, güzelleşmek, daha iyi bir fiziksel duruma gelmek herhangi bir şey olabilir.

Önce gerçekleşebileceğine inandığınız, yakın bir gelecekte gerçekleşebileceğini hissettiğiniz hedefler belirleyin. Böylece kendi içinizde oluşacak aşırı olumsuz bir direnişle başa çıkmak zorunda kalmaz ve yaratıcı imgelemeyi öğrenirken başarıya ulaşma duygusunu en üst düzeye çıkarabilirsiniz. Sonraları deneyimli hale gelince, daha zor ve çaba gerektiren sorunları ele alabilirsiniz.


2-Net Bir Fikir ya da Görüntü Yaratın


Gerçekleşmesini istediğiniz şeyi ya da durumu, olmasını istediğiniz biçimiyle hayalinizde canlandırın ya da düşünün. Ancak bu şeyi şu anda gerçekleşmiş gibi, zaten olmuş gibi düşünmeye, öyle hissetmeye çalışmalısınız. Şimdi kendinizi o durumun içinde, arzu ettiğiniz şekilde görmeye çalışın ve sahneye mümkün olduğunca çok ayrıntı katın.

Eğer isterseniz (daha sonra ayrıntısıyla açıklanacak) bir hazine haritası yaparak bu şeyin ya da durumun gerçek bir fiziksel resmini de oluşturabilirsiniz. Bu zorunlu olmayan, isteğe bağlı bir adımdır ama genellikle işe yarar ve de eğlencelidir!



3-Sık Sık Üzerine Odaklanın


Arzu ettiğiniz şeyin fikrini ya da görüntüsünü hem sessiz meditasyon seanslarında hem de gün boyunca aklınıza gelen her an sık sık zihninizde canlandırın. Bu şekilde, o yaşamınızın ayrılmaz bir parçasına dönüşür; sizin için giderek daha gerçek hale gelir ve siz de giderek onu daha başarıyla zihin ekranınıza yansıtabilirsiniz.

Arzuladığınız şeye tam ve net, ama hafif ve yumuşak bir şekilde odaklanın. Bunun için, çok fazla uğraştığınızı ya da ona aşırı ölçüde bir enerji yüklediğinizi hissetmemeniz önemlidir bu yardımdan çok engel oluşturur.


4-Ona Pozitif Enerji Yükleyin


Hedefinize odaklanırken onunla ilgili olumlu, yüreklendirici şeyler düşünün. Bu arada kendi kendinize güçlü, olumlu bildirimlerde bulunun; elde etmek istediğiniz şeyin var olduğunu, size geldiğini ya da gelmekte olduğunu söyleyin. Kendinizi, arzuladığınız o şeyi alırken ya da kazanırken görmeye çalışın. Bu olumlu bildirimlere "onaylamalar" denir. Onaylamaları kullanırken, taşıdığınız kuşku ya da güvensizlikten geçici olarak kurtulmaya; onları, hiç olmazsa o anlık safdışı etmeye çalışın ve arzuladığınız şeyin gerçekleşmesinin mümkün olduğunu, onun gerçek olduğunu hissetmeye çaba gösterin.

Hedefinize ulaşıncaya ya da artık ulaşma arzusu duymayana dek bu yöntemle çalışmayı sürdürün. Unutmayın ki hedefler gerçekleşmeden önce sık sık değişirler, ki bu da insanın değişim ve gelişim sürecinin tamamen doğal bir parçasıdır. Bu nedenle, onun için sahip olduğunuz enerji tükenince artık aynı amacı sürdürmeye çalışmayın eğer artık hedeflediğiniz şeye ilginizi yitirmişseniz, bu ona yeni bir bakışla bakmanın zamanının geldiğini göstermektedir.

Eğer hedefinizin artık değiştiğini anlarsanız, bundan kendinizi mutlaka haberdar etmelisiniz. Önceki hedefe artık odaklanmadığınız gerçeği üzerine enine boyuna düşünüp kesin bir karara varın. Eski döneme son verip yenisini başlatın. Bu, yalnızca fikrinizi değiştirdiğiniz bir durumda karmaşaya düşmenizi ya da "başarısızlığa" uğradığınız hissine kapılmanızı önler.

Arzuladığınız şeye, hedefinize ulaştığınızda da, işin tamamlandığını kendinize bildirmelisiniz. Sık sık arzu ettiğimiz ve imgelediğimiz şeyleri elde eder, ama başarıya ulaştığımızdan kendimizi bilinç düzeyinde haberdar etmeyi unuturuz! Bunun için kendinizi takdir etmeyi, "sırtınızı okşamayı" ihmal etmeyin ve evrene dileğinizi yerine getirdiği için şükranlarınızı sunmayı unutmayın.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Yaratıcı İmgeleme
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Zihin Okulu :: Kişisel Gelişim :: Kuantum Olumlama-
Buraya geçin: